Son iki yıldır (ki bu zaman aralığı 2014 ve 2015 yazlarını kapsıyor) Ege ve Akdeniz bölgelerinde çeşitli yerleri görme olanağım oldu. Bu yerlerle ilgili düşünce ve gözlemlerimi paylaşmak istedim. Çok da yaşlı olmamama rağmen yaş hafiften meşhur şiirdeki tehlike çanlarının çaldığı psikolojik sınırın dolaylarına doğru yelken açınca insanın bu tür şeyler yapma isteği de artıyor nedense. Söz konusu yerlerle ilgili izlenimlerimi sırasıyla değil de rastgele yazacağım. Aslında sondan başa da denilebilir. Yani en son gezdiğim yerlerden başlayacağım.
En son gezdiğim yerlerden biri Ölüdeniz. İsmi sanırım suyunun durgunluğundan dolayı verilmiş buraya ancak insana etkisi isminin aksine canlandırıcı Ölüdeniz'in. Gördüğüm yerler arasında ana karadan girdiğim en güzel deniz Ölüdeniz'di. İnanılmaz bir güzelliği vardı buranın. Ana karadan girdiğim en güzel denizdi dedim çünkü bugüne kadar girdiğim en güzel deniz kesinlikle Bodrum yakınlarında bir ada olan Orak Adası'nda girdiğimdi galiba. Sosyal medyayı ve futbolu az da olsa takip edenlere tanıdık gelecektir. Rıdvan DİLMEN denilince kendince bir ölçü birimi olarak belirlediği bir replik akla gelir: "Bi' Alex değil!". Benim açımdan da "Bi' Orak değil!" bu manada kullanabileceğim bir ölçü birimi artık. Bu bakımdan Ölüdeniz tam olarak "Bi' Orak değil!" ama aslında işin biraz da esprisi bu çünkü karşılaştırılabilir yerler değil bu ikisi. Biri elma ise diğeri armut diyebiliriz. Her biri kendi kulvarında rakipsiz, inanılmaz güzellikte. Bunlara benim girdiğim sulardan bir de Assos (Behramkale)'daki denizi ekleyebiliriz. Üçü de bir numara benim için, ayrı ayrı özellik ve güzelliği olan, hiçbirini bir diğerinin önüne koyamadığım, insana yaşadığını hissettiren, varoluşun güzelliğini dibine kadar hissettiren üç yaşam kaynağı. Ama tabi illaki bir şekilde bir sıraya sokmam istenirse hiç düşünmeden Orak Adası'nı ilk sıraya koyardım sanırım çünkü biraz düşününce kafam karışıyor.
Şimdi bir şekilde Ölüdeniz'e yolu düşenler için bir rehber niteliğinde olabilecek birkaç şey söyleyeyim. Bu tip tavsiyeler okurken sıkıcı gelse de bu tür yerlere gidince birilerinin bu bilgileri vermiş olmasını bedava bir tecrübe olarak önemsiyor insan. Ölüdeniz'e arabayla gittik biz. Dağın tepesinden aşağı doğru inerken şahit olduğumuz güzellik, Muğla ilinin dünyadaki diğer illere karşı eşitlik olgusunu yerle bir etmesinden dolayı küçük dilimizle hoş olmayan tecrübelere girmemizi sağladı, hemen ardından eşitlik olgusuna ve bu olguyu merkeze alan ideolojilere olan inancımızı sorgular hale geldik. Gerçekten büyüleyici bir güzellik. Denize doğru inince...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder